İstinye,
İstanbul boğazı'nın Rumeli yakasında yer alan bir sahil semtidir. kuzeyinde
Yeniköy, güneyinde Emirgan ile komşudur. istinye çok eski bir yerleşim
bölgesidir. 2005 ile 2010 yılları arasında yaşadığımız bu bölge İstanbulun ve
boğazın en güzel bölgelerindendir.
TARİH
İstinye'nin
antik çağda ki adı Leosthenion'dur. Ancak yine aynı dönemlerde Lasthenes ve
Sosthenion adlarıyla da anılmaktaydı. Helen dilinde ki adı Sosthenion'du. Bu
ad, saos/sos(güvenli) ve Sthenion(güçlünün yeri- Athena'nın yeri
)sözcüklerinden türetilmiş olup, " güçlü tanrıça Athena'nın güvenli koyu "
anlamına gelmektedir. Bundan da anlaşıldığı gibi istinya adını güvenli koyundan
almaktadır.
İstinye'de antik çağda bir adak yeri vardı. Burada ki adak yerinin
Argaunotların, Bebrik kralı Amyknos'u yenmelerine karşı saygı ve zafer ifaedesi
olarak inşa etmişlerdi. Bu adak yerini yani başka bir deyişle tapınağı,
Argaunotların kaptanı Iasson yaptırmıştı. İstinye Argaunotlar zamanında çok
seçkin bir yerdi. Bizans döneminde İstinye'nin adı " Stenos " oldu.
Yine aynı dönemde " Stenia " adını aldı. Eski dönem isimlerinden
Stenia'ya uyarlanan en yakın isim İstinye olduğu için bu ad benimsenmiş
olmalıdır. Bir başka söylenceye göre bu semt de Eskiye adında bir din adamının
burada yaşadığı ve bir tapınak yaptırdığı için semtin adı İstinye olmuştur.
Argaunotların yaptırdıkları adak yerini(tapınak), Bizans kralı Konstantin,
kendi adına kiliseye çevirdi. Daha sonra ise Makedonyalı Basil onardı. O
dönemde İstinye'de " Romanos " adlı imparatorluk sarayı vardı. Bu
saray 921 yılında, Tuna kıyısından gelen Bulgarlar tarafından yıkılmıştır. Bu
arada o devirlerle ilgili bir rivayet vardır ki: Bizans döneminde bir münzevi
olan Daniel adlı kişi, otuz üç yıl boyunca İstinye'de bulunan bir sütun
üzerinde oturmuş, yaz kış gelen ziyaretcilere bıkmadan usanmadan vaaz ederek
sütunun üzerinde kalmayı sürdürmüştür. Bu rivayet ne derece doğru bilemeyiz.
 |
| 2005 Kışında İstinye Koyu |
|
İstinye
koyu, derin ve korunaklı olduğu için, Bizans döneminden beri iskan edilmeye
başlanmıştır. Hemen her dönemde Karadeniz'den gelen donanmalar İstinye koyunda
demirlemişlerdir. Megaralılar, Argaunotlar, Bebrikler, Gotlar, Cenevizliler ve
Bizanslılar İstinye koyunu kullanmışlardır. Zaman zaman İstanbul'un Karadeniz'e
yakın semtlerine baskın yapan Don kazaklarının da uğrak yeri olmuştur. Osmanlı
döneminde de aynı üs olarak kullanılan İstinye koyu, aynı zamanda tersane ve
kalafat yeri olarak da kullanılmıştır.
İstinye 16.yüzyıldan itibaren gelişmeye başladı. Köy, tersane ve kalafat yeri
olarak iş yeri havasına girerken, Neslişah Sultan da semtin gelişmesi için
burada ki mevcut yerleşmeye bir mahalle kurarak ve bir mescit yaptırarak(1547)
katkıda bulundu.
Evliya çelebi ünlü seyahatnamesinde İstinye ile ilgili şöyle yazar : "Bin parça gemi alır büyük limanı vardır.
Han ve Medrese yoktur. Bağ ve bahçesi çoktur. Ahalisinin fukaraları bahçevan ve
balıkçıdır. kasaba, körfez dahilinde olduğundan havası o kadar iyi değildir.
Liman burnunda bir misafirhanesi vardır. Limanı rüzgardan emindir. "
18 yüzyılda İstinye'de sahil boyunca yerleşme başlar ve yalılar, konaklar
yer almaya başlar. Mahalle tarihi eser bakımından zengin yerleşim bölgelerinden
biridir. Tarih boyunca uygarlıklara kucak açan İstinye, pek çok kez Bulgarlar,
Hunlar, kazaklar ve Rusların saldırısına uğramış ve yıkılıp tahrip olmuştur.
İstinye'de ki tarihi eserlerden biri, Neslişah
sultan camiidir. İstinye'de Değirmen sokakta bulunan cami,
II.Beyazıt'ın torunu Neslişah sultan tarafından 1540 yılında yaptırıldı. Cami
yol çalışmaları nedeniyle 1957 yılında yıktırıldı. Arsasının bir kısmının
yola verilmesine rağmen diğer kısmı üzerinde aynı ismi taşıyan bir cami
yaptırıldı.
İstinye hamamı, Neslişah
Sultan camii karşısında İstinye hamamı sokağı ile İstinye değinilen
sokağının birleştiği yerdedir. Hamam 1460 yılında Gazi Semiz Ali Paşa
tarafından yaptırılmış ve vakfedilmiştir. Aslında aynı yerde iki hamam
yaptırılmış ancak biri yıkılmıştır. Halk arasında bu hamama,
Neslişah sultan hamamı da denilmektedir. Dilencilerin rağbet ettiği hamam aynı
zamanda " dilenciler hamamı " olarak da anılırdı.
Bizans imparatoru Büyük Konstantin I. (324-337) " baş melek "
Arhistratigos Mihail'in anısına şimdi ki mevcut kiliseyi (iki melek)
yaptırdı. Taksiarhon Mihail ve Gavril kilisesidir bu. Bugün ki kilise
1820 yılında Rus gemiciler tarafından yeniden inşa edilmeye başlanmış, 1938
yılında ancak tamamlanmıştır. Bu kilise Fener Patrikhanesine bağlıdır.
Mahallede bir adet Müslüman mezarlığı bulunmaktadır. Azınlıklara ait mezarlık
ise yoktur. İstinyede' ki çeşmelerin en eskisi, Ahmet Şemsettin efendi
çeşmesidir. Çeşme İstinye meydanında ki küçük parkın içinde olup, 1767 yılında
Ahmet Şemsettin efendi tarafından yaptırılmıştır. Çeşmelerin su yolları, 1926
yılında İslamiyeti kabul eden Trandıl Şem-i Nur adını alan bir hanım
tarafından onarılmıştır.
Abdülhamit Han (1) çeşmesi, İstinye cami sokakta Neslişah Sultan
cami'nin avlu kapısı bitişinde olup 1782 yılında yaptırılmıştır. II.Mahmut
Han çeşmesi de 1834 yılında yapılmış ve günümüze ulaşmamıştır.
İstinye sahil yolunda ve Toprak ailesine ait binanın bahçe duvarına bitişik
olarak yaptırılan Rizeli Hacı Bayram Kaptan çeşmesi, duvar çeşmesi
hüviyetinde olup yapım yılı 1900 yılıdır. Tarihi çeşmelerdendir (Toprak ailesinden bu binalar TMSF tarafından alınmış ve Remzi Gür'e satılmıştır. Fakat yakın zamana kadar bina üzerinde Toprak yazmaya devam etmiştir). Mimari yapısı
ile dikkati çeken İskele çeşmesi 1908 yılında yaptırılmış olup, Vapur
iskelesi karşısındadır. Bu çeşmeyi kimin yaptırdığı bilinmemektedir.
İstinye, tarihi eser özelliği taşıyan bina bakımından zengindir.
Özellikle, 19. yüzyılda yapılan Faik bey yalısı, harika mimarisi ile
dikkati çeker. Bina daha sonra el değiştirdiği için Pakize hanım yalısı olarak
da anılır. Recaizade(hancıoğlu) yalısı, İstinye vapur iskelesi yanındadır. Yalı
19.yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Zamanla harap olan yalı, 1970 li
yıllarda yıkılmış, 1985 yılında yeniden yapılmıştır.
Yeniköy'den İstinye'ye girişte, sağ tarafta ve tam köşedeki beyaz yalı denilen
yalı da İstinye'nin göz okşayan tarihi binalarındandır. Bu binayı geçtikten
sonra, hastanelere varmadan sağ tarafta harap görünümde ki tarihi binalar ile,
büyük bahçe içesinde ki Toprak ailesine ait köşk ve müştemilatı dikkati çeker.
İstinye deresinin ve halı sahasının yanında ki tarihi İbrahim Efendi köşkü de
harap haldedir. İstinye'de sokak aralarında pek çok tarihi bina vardır.
Bunların bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı da harap haldedir.
İstinye-Emirgan yolu üzerinde ve deniz tarafında ki Müşir(deli) Fuat paşa
yalısı da tarihi eserlerdendir. Yalı 19. yüz yılın ikinci yarısında yapılmış
olup, ilk sahibi Billuri Mehmet efendidir. Sonra sırası ile İran Sefiri Muhsin
Han, Hicaz kralı şura-ı Devlet azalarından Şerif Hüseyin bey yalının sahibi
olmuştur. Son sahibi ise, Müşir(deli) Fuat paşa'dır. MüşirDeli Fuat Paşa,
başarılı bir asker ve devlet adamı olması, bildiklerini ve düşündüklerini
çekinmeden ve dürüstce söylemesi nedeniyle kendisine " deli "
lakabı takılmıştır. Bu nedenle yalı son sahibinin ismiyle anılır. Yalı
daha sonra Deniz Yolları idaresine satıldı. 1991 yılında, tersane alanı
boşaltılınca onarıma alındı. Nihayet 1999 yılında Karadeniz Ekonomik işbirliği
D8 Uluslararası sekreteryası, Dış işleri bakanlığının, Türkiye temsilciliğinin
kullanımına verildi.
Yeniköy'den İstinye'ye girişte, Kaşkar çay bahçesi ve Han Restaurant'ın çınar
ağacı, İstinye'nin anıt ağaçlarındandır.
 |
| İstinye İskelesi |
İstinye İskelesi
Boğaziçi'nin Rumeli yakasındaki iskelelerinden olup, sadece sabah ve
akşamları zirve satlerde hizmet vermektedir. İskele ve iskele binası
betonarmedir. Bina tek katlıdır. İstinye Tersanesi’nin 1991 yılında
kaldırılmasıyla, yolcu sayısı iyice azalmıştır. Önünde bir duba
bağlıdır. İskelenin önündeki derinlik; 4.7 metredir. Köprüye; 7.70 deniz
mili mesafededir.
DEMOGRAFİK YAPI
İstinye'nin yerli halkı, Bizans dönemine kadar Rum ve
diğer azınlıklardan oluşuyordu. Ancak 1877 Rus harbi(93 harbi) göçleri, Balkan
harbi(1912) göçleri ve Rize'nin Ruslar tarafından işgali nedeniyle İstinye, en
çok göç alan yerleşim alanlarından biri olmuştur. Yirmi-otuz yıl öncesine
kadar İstinye halkının büyük çoğunluğunu Rize, Ardeşen, Hopa, Fındıklı ve
Artvin halkı oluşturuyordu. Balkanlar'dan gelenler de az değildi. Bu yöre
toplulukları yine bu bölgede ikamet etmekte ve İstinye'nin yerli halkını
oluşturmaktadırlar. Ne var ki son yıllarda yapılaşma, siteleşme ve yeni
yerleşim alanlarının meydana gelmesi nedeniyle nüfus da büyük bir artış meydana
gelmiştir.
İstinye denince akla koyu,tersanesi, kalafat yerleri, balıkcılığı, taş ve kireç
ocakları ve topraklarının verimli olması nedeniyle bahçecilik gelir.
İstinye'de Rumlar ve Türkler iç içe yaşamazlardı. Rumlar genelde deniz kıyısını
tercih ederken Türkler iç kısımlarda yaşarlardı.
Denizi ve koyu ile dikkat çeken İstinye'de ilk deniiz hamamı, 05.10.1877
tarihinde Vilayet-i Belediye kanunu gereğince, halkın açıktan denize
girmelerini önlemek amacıyla, 1878 yılında açıldı. Bu deniz hamamı çok uzun
yıllar kullanıldı. Günümüzde İstinye'de plaj(deniz hamamı) yoktur.
İstinye'de bir de itfaiye teşkilatı bulunmaktadır. Bu teşkilat 1926 yılında
İstanbul Belediyesi tarafından " deniz itfaiyesi " olarak
kuruldu ve 1960 yılına kadar hem deniz hem de kara itfaiyesi olarak görev
yaptı. Deniz itfaiye gemisi ömrünü tamamladığından hizmetden kaldırıldı.
Ancak İstinye itfaiyesi kara müfrezesi ile görevine halen devam etmektedir.
 |
| 1969 yılında Tersane |
|
TERSANE
İstinye koyunda modern bir tersane yapılması için
ilk adım 1856 yılında atılmış ve Zaptiye Müşiri (deli) Fuat paşa'nın bu bölgede
ki arazisi üzerine ticaret gemileri için bakım onarım ve gemi inşa tersanesi
yapım ruhsatı verilmiştir. Tersane yapımına 1909 yılında İtalyanlar talip
olmuş, fakat Trablusgarp harbi nedeniyle çalışmalar yarıda kalmmıştır.
1911-1912 yıllarında Fransız şirketi tersane yapımişini üstlendi ve ismi "
Boğaziçi istinye Havuz ve Destgahları Anonim Şirketi " olan
bir tersane kurdular. Tersane 1912 yılında hizmete girdi. 1918 yılında Mondros
Mütarekesinden sonra İngilizler tarafından tersane işgal edilmiş ise de,
Fransızlar tersane üzerinde hakimiyet kurmuş ve 1928 yılına kadar
çalıştırmışlardır. 1928 yılında tersane, devlet tarafından satın alındı. Önce
Denizbank'a sonra Deniz İşletmeleri'ne, 1944 yılında ise Devlet Deniz Yolları
ve Limanları Genel Müdürlüüğüne bağlandı.
İstinye tersanesinde üç havuz vardı. Biri 137.15 metre uzunluğunda ve 21.3
metre genişliğinde, diğeri 67.32 metre uzunluğunda ve 29.4 metre genişiliğinde
sonuncu ve üçüncü havuz ise, 152.1 metre uzunluğunda ve 29.4 metre
genişliğinde idi. Bu ölçülerden daha uzun bir şilep yada tanker geldiğinde,
ikinici ve üçünncü havuzlar birleşitrilerek çok daha uzun bir havuz
oluşturuluyor ve tersaneye gelen gemiye rahatlıkla hizmet veriliyordu.
Bostancı(1956), Caddebostan(1956), Çengelköy(1962), Suadiye(1964), şehit Temel
Şimşir(1977), Aydın Güler(1981), Rumelifeneri(1988) ve Kızıltoprak(1988) yolcu
gemileri ile Celal Atik(1988), Hamit Kaplan(1988) tarak gemileri İstinye
tersanesinde inşa edilmiştir.
Uzun yıllar Türk ve Dünya denizciliğine hizmet eden tersane, Boğaziçi yasasının
12. maddesi gereğince, 26.08.1991 tarihinde kapatılmış ve bu arazi turizm alanı
ilan edilmiştir. Bu tarihi tersane de izmir Alaybey tersanesine nakledilmiştir.
Boşaltılan alan turizm ve eğlence merkezi olarak kullanılmakta, sosyal ve
kültürel etkinlikler bu alanda yapılmaktadır. Bu geniş alan üzerinde ve
Tokmakburnu yönünde, İstanbul Gemi Trafik hizmetleri merkezi vardır. Boğaz
geçişleri bu merkezden yönlendirilmektedir.
EKONOMİ
İstinye, Sarıyer ilçesinin sanayi bölgesidir. İstinye'nin iç kkısımlarında taş
ve kireç ocakları vardı. Bunlar terk edikdikten sonra buralarda binalar
yapılmaya başladı. İstinye'nin iç kısımlarında Kavel Kablo fabrikası, Türkay
Endüstri ve Ticaret A.Ş.( türkay kibrit fabrikası), Beldeyama, Beldesan, Termo
teknik fabrikaları bulunmaktaydı ve bu fabrikalar nedeniyle İstinye ilçenin
sanayi merkezi konumundaydı. Ancak, günün koşulları dikkate alınarak bu
fabrikaların büyük bir kısmı şehir dışına taşındı. Boşalttıkları alanlar ya
konut inşaatına açıldı yada değişik iş alanlarına dönüştürüldü. Borusan
oto, Otokoç, Renault, Citroen gibi otomotiv marklarının büyük satış alanlarının
bulunduğu bir otomotiv merkezi, CarrefourSA
ve Migros gibi büyük iş yerleri ve alışveriş merkezleri ile İstinye,
Boğaziçi'nin en hareketli ve en canlı iş bölgesidir. Aynı bölgede A.B.D.
Başkonsolosluk binası ve Türkiye Futbol Federasyonu merkezi bulunmaktadır.
Ayrıca Koç Üniversitesinin İstinye kampüsüde bu eski fabrikalar bölgesindedir.
Son dönemde İstinye Bayırı denen bölgede İstinye Park alışveriş
merkezi inşa edilmiştir. İstanbulun en büyük ve seçkin alışveriş merkezlerinden
birisidir. Hafta sonları çevresinde ciddi tarfik sorunu olmaktadır.

İstinye sahili havanın iyi olduğu günlerde İstanbullular
tarafından gezinti ve yürüyüş için çok tercih edilen bir bölgedir. Yazın hafta
sonlarında trafik hızı bir kaç kmye kadar düşer. Yaz aylarında hafta sonu ulaşım
kaçamak yolları bilmeyenler için oldukça büyük sıkıntıdır. Sahildeki tüm kafe
restoranlar ve çaybahçeleri dolu olur. Koyun içi üst üste teknelerle doludur. Belediye
üç dört yıldır buraya düzenli bir marina yapılacağını açıklamasına rağmen henüz
bir hareket yok.
Boğazın en güzel yerlerinden olan İstinye gezmek ve haftasonu programları için ideal bir seçimdir. Komşuları olan Emirgan, Yeniköy ve Tarabya ile iyi bir haftasonu programı olabilir.