Botanik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Botanik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2011 Pazartesi

Kaktüsümüz Çiçek Açtı

Onaltı yıldır baktığımız bir katüsümüz var. Artık bizim ailenin bir parçası. Bize hep kaktüsleri kışın üşütürseniz baharda çiçek açar deniyordu. Fakat biz bunu Ankarada yaşadığımız yıllarda hiç beceremedik. Çünkü Ankara iklim itibarıyla kışın kaktüs üşütmeye uygun değil. Ankarada kışın kaktüs dışarıda bırakılırsa ancak donar! Bizde cesaretlenip Ankarada hiç dışarıda bırakmamıştık. Istanbula taşındıktan sonra katüsümüzü yeterince üşütmeye başladık! Bunu bilerek yapmaya başlamadık. Artık açıyor. Bu yıl beşinci baharımız. Üç yıldır katüsümüz açıyor. İlk iki yıl üşütmemiş olabiliriz, yada açmıştır biz fark etmemiş olabiliriz. Çünkü çiçek sadece bir gün yaşıyor. Güneşin doğuşu ile açıyor ve gece solup ölüyor.

Çok ilginç bir çiçek. Nisan başlarında kaktüsün üzerinde yeni bir kaktüs büyümeye başlar ilk günlerde bunun yavru bir kakatüsmü yoksa bir tomurcukmu olduğunu anlamak oldukça güç. Yavaş yavaş küçük kaktüs uzamaya başladıkça tomurcuk olduğu daha belirginleşiyor. Beş altı hafta içinde 4-5 cm kadar oluyor. Sonra iki hafta içinde 10-12 cm kadar oluyor. Bir kaç gün böyle bekledikten sonra birden, bir sabah açıyor. O çirkin dikenli kaktüsten böyle bir güzellik nasıl ortaya çıkıyor? Fakat bu inanılmaz güzel çiçek sadece bir gün yaşıyor!




O yeşil dikenli topun içinden bu pembe güzelliğin fırlaması akıl sınırları içinde pek anlaşılamıyor. Daha ilginci ise bu güzelliğin ömrünün sadece bir gün olması!

5 Haziran 2011 Pazar

Dedemin Çay Bitkisi Sarı Kantaron


Çocukluğumda rahmetli dedemle Yalvaçta Akköprüye bahçeye giderken dedem bazen yol kenarlarından sarı çiçekli bir ot toplardı. Bu otun bizim evdeki adı Dedemin çayı idi. Zannederim diğer büyüklerimiz vaktiyle tadına bakmış pek beğenmemişlerki dedemden başka kimse bu çayı içmezdi. Bizede öneren yada veren hiç olmadı bende tadını bilmiyorum. Bizim apartmanın önündeki minik çayırlıkta bir kaç yerde bu sarı çicekli bitkiyi gördük. Önce bu ot çocukluğumun otumu diye emin olamadım. Sonradan emin oldum ve biraz araştırdım. Bu bitkinin yagın bir kaç halk izmi var kılıçotu, binbirdirek otu gibi ama litaratürdeki yagın isim Sarı Kantaron. Sarı kantaron bitkisinin latince adı Hypericum perforatum L. ingilizce adı ise St. John’s wort‘tur. Meğer Dedemin çayı ne mucize birşeymiş. Marankinin sitesinde bir akedemisyenin bitki hakkında şu demecini buldum:
“Ondokuz Mayıs Üniversitesi Bafra Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Çırak, bitkinin yaygın olarak üretilmesinin amaçladığını söyledi. ''Bu bitki Hristiyan aleminde şifa verici ve kötü ruhları kovucu etkisi olduğuna inanıldığı için kutsal bir bitki olarak tanınır'' diyen Çırak, şunları söyledi:
''Bitki St. John gününde toplandığında, şifa verici ve kötü ruhları kovucu etkisinin en fazla olacağına ve o gün birisi yastığının altına bir kantaron çiçeği koyarsa, rüyasında Hz. Yahya'yı göreceğine ve onun da bir sonraki yıla kadar o kişiyi kutsayacağına inanılmaktadır. Hrıstiyan alemi bu nedenle bu bitkiye büyük önem verir. Bunun dışında kantaron bitkisinin tıbbi alanda kullanımı her geçen gün artmaktadır. O nedenle, üretimi pek yaygın olmayan bitkiyi hem yöre çiftçisine tanıtmak hem de üretimini yaygınlaştırmak istiyoruz."
ANTİDEPRESAN ETKİSİ BULUNUYOR
Kantaronun son yıllarda bilhassa antidepresan olarak kullanımının yaygınlaştığını da anlatan Çırak, ''Günümüzde kantarondan hazırlanan farklı formlardaki farmakolojik ürünlerin satış değeri dünya genelinde her yıl milyonlarca dolara ulaşmaktadır. Ülkemiz kantaron türleri bakımından önemli bir merkezdir ve mevcut türlerin çoğu endemiktir. Dolayısıyla kantaron ülkemiz için değerlendirilmesi gereken doğal bir zenginliktir'' diye konuştu.
Çırak, kantaron bitkisinin halk arasında yüzyıllardan bu yana şifa verici bir ot olarak sinir hastalıkları, adet krampları, siyatik, eklem iltihabı ve mide rahatsızlıklardan kaynaklanan ağrıların giderilmesinde ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını da belirtti. Çırak, kantaron bitkisini mutlaka ekonomiye kazandırmak istediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

PROJE 3 YILDA HAYATA GEÇİRİLECEK
''Son yıllarda alternatif tedaviye ve bilhassa bitkisel kökenli doğal ürünlerin tedavi amaçlı kullanımına artan bir ilgi var. Endüstrisi gelişmiş ülkelerde son 10 yıldan bu yana bitkisel ilaçların satışı önemli derecede artmıştır. Uykusuzluktan gerginliğe, şişmanlıktan astım bronşite, egzamadan varise kadar pek çok hastalığın tedavisinde bitkisel ilaçların kullanımındaki bu eğilimden payını alan bitkilerden biri de kantarondur. Bu nedenle bu bitkinin kültürünü geliştirerek yöre insanına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.''
Halk kültürü ne muhteşem bir birikim binlerce yıllık birikim ve süzgeçten geçen tecrübelerin sonucu. Rahmetli Dedem büyüklerinden öğrendiği bu bitkiyi bizlerede öğretmişti.

22 Mayıs 2011 Pazar

Botanik Dersi

Bizim apartmanın önünde aşağıya doğru büyüyen üçgen dik meyilli bir boşluk var. Bizim apartmanın önünde 5-6 metre aşağıda 15 metre civarında genişliği olan bir boşluk. Baharda çok güzel yeşil bir alan oluyor, yaz başladıkça çimler ve üzerindeki kır çiçekleri yavaş yavaş kuruyor ve kuru otlar ve dikenlerle dolu bir alana dönüşüyor.
Bu alan şehir içinde apartmanların arasında kalmış olsada birazda dik olmasından pek yaya trafiğide olmadığından doğal florasını korumuş. Çocuklarla o alanda bazen dolaşıp bitkileri keşfediyoruz. Bahar başında sarı beyaz papatyalar, düğün çiçekleri, ballıbabalar gördük. Mevsim ilerledikçe farklı bitkiler boy göstermeye başladı. Bizde onları keşfetmeye çalıştık. Bazen bu çiçeklerden koparıp eve getirdik, bazen fotoğraflarını çektik. Keşfettiğimiz ismini bilmediğimiz yada tanımadığımız çiçekleri Erdoğan Tekin’in Türkiye’nin En Güzel Yaban Çiçekleri (İş Bnakası Kültür Yayınları, 2005) kitabından bulup tanımaya çalıştık.
Bahar başından itibaren en çok gördüğümüz etli buruşukyaprakları olan, bol yaprak sonrada çiçek tomurcukları taşıyan öbeklerdi. Bu öbekler nisan başından itibaren tek tük eflatun çiçekler açmaya başladı. Daha sonra bazı öbekler toplu bir şekilde bayaz çiçekler açmaya başladı. Bunlar ladengillerden, adaçayı yapraklı ladenlerdi (Cistaceae, Cistus salvifolius). Eflatun çiçekler uzaktan çok ilgi çekiciydi. Bayaz çiçekli olan öbekler topluca çiçek açtıkları için eflatunların gizemini taşımıyorlar. Hepsi çok hoş görünüyordu.
Çimlerin arasında beyaz tüylü geniş yapraklı bitkiler gördük. Özellikle taşlık olan bölümde. Sonra ortasından uzun bir dal büyüdü, dalın üzerinde önce tomurcular oluştu sonrada bu tomurcuklar sarı çiçeklere dönüştü. Bunlar çocukluğumdan, Yalvaçtan tanıdığım Sıracaotugillerden Hakiki Sığır Kuyruğuydu. (Scrophulariaceae, Verbascum thapsus) Çok hoş görünüşlü bir bitki. Yakından bakıldığında çok etkileyici çiçekleri vardı.
Bizim çayırlıktaki maceralarımız devam edecek. Çayırda ayrıca sarı çiçekli çocukluğumdan tanıdığımı sandığım Rahmetli Topal Hacı Alilerin Mustafa Dedemin çay dediği ve kaynatıp içtiği bir bitkiyede rastladık. Doğru bitkimi araştırıp bilgi vereceğim.

26 Nisan 2011 Salı

Hıdırellez Kamçısı

Bugün öğleden sonra yürüyüş sırasında yolum üzerindeki Çamlık bölgesindeki çayırlıkta bir çiçeğe rastladım. Uzaktan muhteşem bir görünüşü vardı. Uzun yaprakların arasından uzanan 60-70 cm bir sapın üzerinde hoş çicekler ve tomurcuklar. 30-40 kare kadar fotoğrafını çektim. Eve geldiğimde yaptığım araştırma sonucu Hıdırellez Kamçısı olduğunu keşfettim. Zambakgillerden ailesinden bir çicek.
Posted by Picasa